fbpx

İnsansız Fabrikalara Doğru Yürürken

Marmara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Endüstri Mühendisliği Bölümü Prof. Dr. Ercan Öztemel

Günümüz endüstri toplumlarında en çok konuşulan konulardan birisi Endüstri 4.0; yani Dördüncü Endüstri Devrimidir. Bir zamanlar, insanoğlu yaşamını toprağa bağlı yürütürken ve tüm mücadelesini toprağı korumak ve işlemek üzerine bina etmiş iken, buhar makinesinin icad edilmesi ile önemli bir toplumsal dönüşüm yaşamıştır. Tarım Toplumu Sanayi Toplumuna doğru geri dönülmez bir yola çıkmış ve tüm gayretler makineleşme yönünde sarf edilmeye başlamıştır. Geçen zaman dilimi içerisinde yaşanan endüstriyel hamleler ile günümüze kadar kendisini net bir şekilde hissettiren 4 önemli dönüşüm gerçekleşmiş ve ikinci dönüşüm elektrik motorunun bulunması ve seri üretim ile kendisini göstermiştir. Bu süreç, bilişim sektöründeki gelişmelerin elektronik sistemler ve otomasyon ile pekiştirilerek (üçüncü devrim) günümüze kadar süre gelmiştir. Bilişim sistemlerinin ve bilişim sektörünün insan hayatındaki etkisi her geçen gün artarak devam etmiştir.

Endüstri 4.0 değişik açılardan farklılıklar ve önemli teknolojik dönüşümleri gerektirmektedir. Bunlardan birisi de “otonom sistemlerin” devreye alınacak olmasıdır. Diğer bir deyişle, insansız makinelerin devreye alınması ve dolayısı ile de insansız bir fabrikaya dönüşümün gerçekleşmesidir. Bilindiği üzere 3. Devrimin en önemli ayağını otomasyon oluşturmuş olmasına karşılık makinelerin çalışabilmesi için ilgili iş planlarının yapılması ve makinelere insanlar tarafından bu planların yüklenmesi nedeni ile insansız fabrika olgusuna ulaşılamamıştır. Daha çok dijital bir toplum ortaya çıkmıştır. Hâlbuki Endüstri 4.0 ile bu dönüşüm dijital dünyanın da ötesine geçmekte ve daha çok “bilgi toplumuna” doğru bir gidişat tetiklenmektedir. Makineler birbirleri ile konuşacak, anlaşabilecek, birbirlerine iş verebilecek, iş planlarını yapabilecek, önleyici tedbirleri alabilecek, iş rotalarını kendileri oluşturabilecek, kalite kontrolü kendileri gerçekleştirip kalitesiz ürünlere yol vermeyecek vb. gibi daha bir yenilik kapının önüne gelmek üzeredir.

Endüstri 4.0; bulut bilişim, mobil sistemler, nesnelerin interneti, otonom sistemler, etmen teknolojileri vb. gibi birçok konuda yeni fırsatlar ortaya çıkartmakla birlikte sanayiciler ve iş dünyası için bunların anlamı tamamı ile insansız çalışan sistemlere doğru hızlı bir şekilde yol alınması anlamına gelmektedir. Bu sistemlerin hepsinin bu dönüşüm içerisinde önemli bir yeri ve görevi olacaktır. Çünkü, diğer dönüşümlerin ötesinde bu yeni dönüşüm sadece üretim sistemlerinde yeni yöntemlerin devreye alınması, yeni iş yapış biçimlerinin ortaya konulması ile yetinmeyip aynı zamanda yeni bir yaşam felsefesinin de hayata geçmesini sağlayacaktır. İnsanların iş profilleri değişecek, gelecek insanlarının hiç birisi bugünkü yaptıkları işleri yapmayacaktır. Yeni iş alanları oluşacaktır.

Bu durumda sanayicilerin önünde iki temel görev bulunmaktadır. Birincisi şu anda yürüttükleri işleri nasıl insansız hale getireceklerinin arayışı içerisine girmeleri, diğeri ise gelecekte oluşacak yeni meslekler için gerekli olacak sistemleri, alet ve cihazları üretecek yeni girişim olanaklarını araştırmalarıdır. Bu dönüşüm kaçınılmaz bir şekilde yaşanmaktadır. Bugün bu konuyu önemseyenler gelecekte başarılı olacaklar. Diğerleri ise sadece gelişmeleri izlemekle yetineceklerdir. Yeni yaşama adapte olabilmeleri için ödeyecekleri maliyet, bugün girişim yapanların harcadıklarından çok daha fazla olacaktır. Bu nedenle endüstri temsilcileri, sektörel kuruluşlar, firma sahipleri, sivil toplum örgütleri, endüstriye yöne veren karar vericiler Endüstri 4.0 ve ilgili gelişmeleri yakından takip etmelidir.

Unutulmamalıdır ki! dönüşüm ve değişim kimseye sormadan aynı şekilde gidişatına devam etmektedir. Dünya toplumların “bilgi toplumuna” doğru evrilmektedir. Buna dur deme şansı bulunmamaktadır. Yapılacak iş bununla en doğru şekilde nasıl yaşanması gerektiğine bakılarak fırsatları değerlendirme yoluna gidilmesidir. Burada ülke çapında da bir dönüşüm stratejisi oluşturmanın gerekli olduğu açıktır. Devletin dönüşüm sürecini kendisi yönetmesi olası negatif etkilerin önlenmesi için gereklidir. Kontrollü bir dönüşüm, ülkemizin de diğer ülkeler ve toplumlar nezdinde varlığını benimsetmesini kolaylaştıracak hatta güçlendirecektir. İstediğimiz ve arzu ettiğimiz bir geleceği oluşturmanın en kolay yolu şu an için bu görülmektedir.

Özcümle; Fırsatlar tarifesiz trenlere benzer. Bu trene, ancak o an istasyonda olanlar binebilirler. İstasyonda hazır beklemek için durumu iyi izlemek iyi yönetmek ve kontrolü elde tutmak önemlidir. Belki de treni beklemek yerine, kendi trenimizi oluşturup makinist koltuğuna oturmak da gerekmektedir. Ülkemizdeki başta bilişim sektörü olmak üzere endüstriyel hayatın ana oyuncularının bu gerçeği göz ardı etmeden bir dönüşüm hamlesi başlatması gerekmektedir. Devletin ilgili mekanizmaları bu konuyu gündem maddesi haline getirmelidir. Ancak bu yolla bilişim sektörünün aktörleri sektörel gelişmelerin lokomotifi olmayı başarabilirler.

Yukarıdaki bütün açıklamaların da ötesinde gelecekte izlenen, söz sahibi olan, yönlendiren, gücü elinde bulundurup onu istediği gibi kullanan bir toplum oluşturmak için, kurumların ve karar vericilerin Bilgi Toplumunun da ötesini iyi görmeleri gerekmektedir. Bunun için hem ülkemiz hem de önemli aktörler kendilerini “Hikmet Toplumuna” hazırlamanın yollarını araştırmalıdır. Gelecekte diğer ülkelerden bir adım daha önde olabilmek için bunun da önemli bir fırsat olacağını iyi anlamaları gerekmektedir.